22 Ağustos 2017 Salı

yavaş

- 6 yorum


İnsan yaşarken hayatını bir bütünsellik içinde yürütme ihtiyacını duyuyor.
Her şey istediği akışın içinde yer alacak, pürüzler çıkmayacak, çıksa da anında toparlanacak, falanlar filanlar...
Oysa hayatın da kendince bir akışı var ve bazen bu akış her şeyi tepetaklak bir hale dönüştürebiliyor.

Gün içinde istediklerimizi gerçekleştiremediğimiz durumlarda ortaya çıkan gerginliğimizi başkalarına yansıtabiliyoruz.
Salata yaparken kesmeyen körelmiş bıçağa söyleniyoruz ya da yakın çevremizdekilere ...
O gün ansızın gelen misafir, bozulan bir eşya ya da bir hastalık kafamızda yaşamak istediğimiz, programladığımız günü bambaşka bir hale dönüştürebilir.
Hayat bazen bakarsınız ki öyle akmış.
Yetişememişsiniz yine geride kalmışsınız.
Çünkü hızlı bir akış var.
Eskiyi özlememizin nedeni de bu sanırım: yavaşlık.
Yavaşlığı özlüyorum, özlüyoruz.
Bilişim çağı bizi bu hale getirdi.
Hızlı tüketmeye, hızlı yaşamaya.

Bir de şu modeller var ki sanırım bunlar daha zor olanlar.
Hayatında istediği idealleri gerçekleşmemiş insanların, çocukları üzerinde bunu gerçekleştirme hevesleri.
Bu ısrarcı bilinçaltı yansıması çocuk üzerinde çoğu zaman fazlaca baskı yaratabiliyor.
Çevremde gördüğüm örnekler ebeveynler ile çocuklar arasında derin uçurumlar açmaktan başka bir işe yaramıyor.
Devamı >>

14 Ağustos 2017 Pazartesi

Zen ve Motosiklet Bakım Sanatı - Robert M. Pirsig

- 10 yorum

"Bazı şeylerin farkına varamazsınız, çünkü öyle küçüktürler ki gözünüzden kaçırırsınız. Ama bazı şeyleri de çok büyük olduğu için göremezsiniz."

"Geçmiş ,yalnızca anılarımızdadır;gelecek yalnızca planlarımızdadır.Şimdi ise bizim tek gerçeğimizdir."


''Birisi nankörse ve siz ona nankör olduğunu söylerseniz, en fazla ona bir ad takmış olursunuz, ama hiçbir şeyi çözmüş olmazsınız.''


“Yalnızca senin hoşlandığın” şeyi hoş görmek üzere eğitilirsen, elbette başkalarının daha uysal bir uşağı -iyi bir köle- olursun. “Yalnızca senin hoşlandığın” şeyi yapmamayı öğrenirsen Sistem seni sever."


Başkalarında en çok kınadığımız, diye düşündü, kendimizdeki en büyük korkulardır.


"Aceleye getirmek istemiyorum. Zaten bu acelecilik kahrolası yirminci yüzyıl tavrıdır."


"Yolculuk etmek bazen, varmaktan daha iyidir."


"Başkalarının yanında da tümüyle yalnızdı."


"Korkutucu olan şey teknoloji değil. Korkutucu olan, teknolojinin telefon edenler ve santral memuru gibi kişiler arasındaki ilişkilere yaptığı şey."

"Motosikletle gezerken her şeyi farklı görürsünüz.Motosiklette bir kafes yoktur. Her şeyle doğrudan temastasınızdır. Artık, izlemekten öte sahnedesinizdir, bunu kuvvetle hissedersiniz."

****

Motosiklete hiç bindiniz mi? Ben küçükken babamın son model bir tane motosikleti varmış beni dükkanına onunla götürürmüş ama ben hiç hatırlamıyorum. Ona binmek nasıl bir duygu, nasıl bir heyecan çok uzağım. Yetişkin hayatımda cesaret edemedim ya da kısmet olmadı. 

Bugün sana bahsedeceğim kitabım; bir baba, oğlu ve iki arkadaşıyla geçen bir motosiklet yolculuğunu anlatıyor. Amerika kentlerinden, sapa dağ yollarından, uçsuz bucaksız düzlüklerden, dağlardan ve en son okyanusa uzanan bir yolculuk. İsmi olmayan hikaye adamımız yol boyunca iç yolculuk da yaşıyor, sorguluyor yer yer sorgulatıyor. Yolculukta tabiatı anlatırken felsefe yapıyor, ne kadar sofistike geliyor insanın kulağına? Thoreau'dan da bahsediyor tam Yaban filmindeki çocuk gibi. O filmi çok severim ben. Hatta kız versiyonu da çıkmıştı o filmin. Wild 2014.

Kitabın alt başlığı, Değerlerin Sorgulanması. Greklerden modern bilim felsefesine kadar bütün düşünceleri karşılaştırılıyor ve yorumlanıyor. Nitelik nedir? İyi nedir? Burada da Sofi'nin Dünyası adlı kitap geldi aklıma. Kulturbarer kelimesi, İsveççe kültür taşıyıcısı diye çevriliyor. Bu kitapta bir kültür taşıyıcısı bana göre. Yazarın gerçek hayatından izler taşıyor. Yavaş yavaş düşünerek okunması gereken bir kitap ben sevdim ☺✌


Devamı >>

8 Ağustos 2017 Salı

"hoşnut özveri"

- 20 yorum


Günlük.1.

Kelimeleri yıkamıştım, kurutmuştum sonra. Ütülemeye çalışıp kullanacaktım son öykümde ama sıra gelmedi. Yazdım, yazdım bir daha yazdım. Yazmak beni terbiye eden bir eylemdi, yazmak beni ehlileştirip, düştüğümü yüzüme çarpıp yeniden kalkıp; devam etmemi hatırlatan bir sinyal gibiydi. Onları kimseye göstermedim, söylemedim de.

Sıra gelmedi çünkü yaşadım çünkü yalnızca yaşamak oldum. Yine yazamadım, kelimeler yine tozlandı, yine küstü bana. Kitaplar okudum, bedenimi kaplayan yaralara merhem aradım, yalnız yattım odalarda, efkarımı ördüğüm örgülere verdim. Yırtıp attığım defterlere ve yakıp tekrar söndürdüğüm mumlara. Onlar konuşmadan, anlar gibi yaptılar. Sevindim.

Bir büyük okyanus düşledim çölün içinde. Düşün düşünde düştüm. Çöle alıştım, çölü kabullendim, çölü sevdim. Benim payıma düşen buydu. Bildim. Soğuk bir kış gününde bir kızım daha oldu. Öykü koyduk adını. Güzel bir öykü gibi olsun diye hayatı. Happy end olan hikayeler gibi.  Sevdiğim kadın yazarlardan Leyla Erbil, anneliğin insana zengin duygular kazandırdığını söylemiş bir söyleşisinde ve bu duruma "hoşnut özveri" adını vermiş. İşte ben bugünlerde hoşnut özverili vakitlerle dokunuyorum hayata. Bebek eve farklı güzel bir enerji getiriyor. Özlemişiz bebek kokusunu, masumiyetini, gülüşünü. Gülce kardeşini çok seviyor Allah'ım onlara güzel yazılar yazsın.

Sizleri özledim umarım sizler de iyisinizdir ❤
Devamı >>

7 Ağustos 2017 Pazartesi

mavi kuş

- 2 yorum

Devamı >>

2 Ağustos 2017 Çarşamba

İkinci El Zaman - Svetlana Aleksiyeviç

- 10 yorum


"Bize kimse özgürlüğü öğretmemişti.
Sadece özgürlük adına ölmeyi öğretmişlerdi."


Bizim bütün sıkıntımız celladın da kurbanın da bizim içimizden çıkmış olması; bunların bir ve aynı kişiler olması.

Fikirler narkozdan ağır ağır çıkıyordu. Eğer pişmanlıktan bahsetmeye kalksam , yanıt olarak şöyle deniyordu : "Neden pişman olmalıyım?" Herkes kendini kurban sayıyordu , suç ortağı saymıyordu.

Vatansız insan bahçesiz kalmış bülbüldür.

Balta olduğu yerde duruyor.... Balta , sahibinden uzun yaşar çünkü....

Deli gömleğiyle de yaşanabilir, yalnızca küçülmek , sıkışmak ve alışmak gerekir.

"Beni çocukken çok sevdiler." Bizi aldığımız sevginin miktarı kurtarıyor, bu bizim dayanıklılık stokumuz. İşte... sadece sevgi kurtarır bizi.

'Kurban ve cellat aynı derecede iğrençtir ve biz kamptan şu dersi aldık: Bayağılıkta ikisi kardeştir.'


Sovyetler Birliği'nin dağılma süreci ve oluşan yeni Rusya. 
Bu süreçte yaşananlar değişik kişilerce anlatılmış, kitaba tarihi bir döküman da diyebiliriz. 

Keyifli okumalar❤



Devamı >>
 
Copyright © 2010-2014. maviye iz süren - Konular · Yorumlar
Düzenleme: Ferhat Bayram