22 Mayıs 2016 Pazar

uyku

- 34 yorum

Bana çiçek gönderme
Bir kuş ağacı gönder
Dallarında gezinsin
Kül rengi güvercinler

Konsunlar yastığıma
Uyutmak için beni
Sırtlarında kuş tüyü
Gagalarında ninni

Kaldırıp yatağımı
Uçursunlar göklere
Kendimi yıldızlarda
Bulayım birdenbire

Bana çiçek gönderme
Bir kuş ağacı gönder
Alnıma dokunanlar
İyileşmiş desinler

Ülkü TAMER

Devamı >>

21 Mayıs 2016 Cumartesi

Aşka Sor O Bilir - Şeref Yılmaz

- 23 yorum
"Aşk sevginin hırçın çocuğudur. Onu dünyaya getiren sevgidir. Sevginin şefkatli kollarında büyüyen bu çocuk, ergenlik dönemini idrak ettiğinden andan itibaren annesine baş kaldırır. Aşkı anlamak için ‘sevgi’ ve ‘saygı’ kavramlarını doğru anlamamız gerekiyor. ‘Sevgi’ yi öteden beni kadınsı, ‘saygı’yı da erkeksi bir kavram olarak düşünürüm. Bu düşüncemin objektif bir yanı yok elbette. Zaten bu, bir düşünce olmaktan öte bir duyuş belki de… Aşkın olduğu yerde hangi objektif ölçüden söz edilebilir ki?"

"Edebi türler, beyanın prizmasıdır;  renklerin farkını gösterir. Renklerin ise ara ve ana diye tabir edilenleri vardır. Aydınlık denilen kavram -ışıkla doğrudan ilgili olduğuna göre- bütün renkleri içinde barındırıyor olmalı. Öyleyse 'Aslolalan aydınlıktır' diyebilir miyiz?"
Yaratıcı Yazarlık Okulu’nda ders veren, Temrin ve Acemi adlı edebiyat dergilerinin yayın yönetmenliğini sürdüren Şeref Yılmaz’ın ‘Aşka Sor O Bilir’ adlı kitabı imzalı olarak kitaplığımda yer alan değerli bir kitap. Kıymetli Şeref Hocam, yazı sürecinde uzaktan da olsa bana yardımlarını esirgemeyen, gönlünü edebiyata adamış önemli bir isim. Değişik türlerdeki yazı çalışmalarımda özellikle deneme konusunda çalışmamı gerekli görünce ben de öncelikle bu türdeki eserleri okumayı uygun buldum.
Aşka Sor O Bilir, Ferfir Yayınları’ndan çıkmış. Hocamız aynı zamanda bu yayınevinin genel yayın yönetmenliğini yapıyor. Kitap; Ölüler İmza Atmaz, Mendilimde Gül Oya, Şehirlerin Dili, Kredi Kartına ve Modern Köleliğe Dair, Hoş Gör Ya Hu, Rızka ve Evliliğe Dair, Apartman Önünde Üzüm Asması, Minibüs Edebiyatı ve Felsefesi, Torun Baldan Tatlıdır, Teknolojinin Sesi: Mikrofon, Kahvaltı Kültürü, Günlüklerle Baş Başa, Çayın Tadı Kahvenin Hatırı, Edebi Türler ve Darvin, Sınırsız Tarifeler ve Teknolojinin Çanakları, Alem Sana Hayran, Aşka Sor O Bilir, Dinle Mevlana’yı Bak Neler Söyler, Erik Dalında Üzüm Yiyen Derviş, Mevlevilikte Ritüel ve İbadet şeklinde başlıklandırılmış yirmi bölümden oluşuyor.
Kitapta imzanın şahsiyetinden, eskiden hayatımızda değişik bir yeri olan mendilin çok anlamlılığına, şehirlerdeki çarpık kentleşmeden, modern insanın bağımlılıklarına, hoşgörünün yozlaşan dünyaya gerekliliğine, Mevlana’yı doğru anlayabilmenin öneminden, aşk ve sevgi arasındaki farklara uzanan çeşitli konulara değinilmiş. Yer yer yapılan alıntılarla, öne sürülen düşünce zenginleştirilerek, felsefi derinliği yüksek bir anlatımla bütünleşmiş, günlük hayat gözlemlerine dayanan gerçek kesitlerle konular bizden bir hale dönüştürülmüş.




Devamı >>

20 Mayıs 2016 Cuma

dağınık

- 18 yorum

Geziniyor toz bulutları, tipik bir çöl havası yaşanıyor unutulmuş bir kırsalda… Rüzgar kıpırdatıyor tüm yaprakları… Tencerem kaynamıyor bugün, tahta kaşık her zamanki turuncu çiçekli, büyük kaşıklıkta yok. Ocakta kaynamıyor çayım. Çayın olmayışı tenhalığı anımsatıyor birden. Yerlerde dünden kalan tozlar, eşyalar her zamanki yerinde değil. Darmadağınık evim, pencereler yağan çamur izlerini taşıyor… Sürekli düzen kurma mesajı veren tüm eşyalara yüz veremeyecek kadar yorgunum. Bugün yağmayacak yağmur, telefonum kapalı, sessize aldım tüm gerçek dışılıkları... Gerçekte yarattığımı sandığım ve bin türlü emek harcadığım, hiçbir hakikate dokunmayan kağıttan evleri yıktım… Harcadığım o emekler için ben mi harcandım? Sorular, sorular, imla hatası bol cümleler...

Tüm dağınıklığın içindeyim, kitaplarımın karışmış dilleri birbirine. Düzen yok bugün, kural yok. Kırgınlığımı bölüşmek istemiyor hiçbir şey. Beklediğim haber yok yine. Güneş bildiğini okuyor, korkmuyorum artık huysuz hayattan. Korkusuzluğu yaşıyorum ilk kez. Kimsenin gölgesi olmasın istiyorum, balkonda yazarken sayfalarıma toz olan insanların parçaları konuyor. Yırtıyorum kağıtları, bir kez daha yırtıyorum kağıtları. Bir daha, bir daha… İnsanların hükümranlığından, sınırlı özgürlüğümü kısıtlamak için, debelenerek önüme sürdükleri her şeyden uzakta kalmak istiyorum.

Bir kuş konuyor balkonun gri demirlerine, izliyor öylece beni. Tozların içinde yüzünü kaybeden ben, nasıl görünüyorum onun gözünde bilmiyorum. Onun gibi bilmemeye özlem duyuyorum, sadece yaşamaya odaklanmaya… Aykırı ruhumun çekim gücünde dökülüyor tüm birikmişlikler birer birer… Yüzleşmeyeceğim onlarla.

Darmadağın bugün, birleştiremediğim hayat yapbozunun parçaları gibi. Ben de darmadağınığım, mavi olamadım. Ama istersen ona olan özlemlerimden bir buket verebilirim sana. Bir de gecenin gündüze sessiz geçişinin yaydığı beyaz huzurdan biraz...

Toz olan insanların ötesinde, gölgelerinin uzağında duruyorum ama dünyada her şekilde devam eden kötülüğe karşı koyamayan insanların püsküllü dertlerinin dağınıklığından kaçamıyorum...
Devamı >>

17 Mayıs 2016 Salı

Sevginin Gücü, 1994

- 39 yorum

"İntikam iyi bir şey değil Mathilda, inan. Unutmak daha iyi."

Yönetmen: Luc Besson
Oyuncular: Jean Reno, Gary Oldman, Natalie Porman...
Tür: Polisiye, dram, gerilim, aksiyon
Ülke: Fransa

Küçük bir kız ve kendini temizlikçi diye tanıtan bir katil... Mathilda, on iki yaşında üvey ailesinin yanında mutsuz bir hayat yaşamaktadır. Leon ise, işini iyi bir şekilde yapan usta bir katildir. Alış verişe çıkan Mathilda, bir gün babasının uyuşturucu sakladığı evde ailesini katledilmiş bir halde bulur. Komşuları Leon'a sığınmak zorunda kalır. Ve unutulmaz hikaye başlar..


Devamı >>

13 Mayıs 2016 Cuma

Posta Kutusundaki Mızıka - A. Ali Ural

- 28 yorum

"Elimiz acaba insanlığın mutluluğuna mı yoksa sefaletine mi katkıda bulunuyor?
Eldivenlerimizi çıkarabilsek, belki parmak izlerimizden anlayabiliriz neler yaptığımızı."

Sevgili Dost,
Eksik bilgi bizi yanlış adreslere götürür. Arkadaşlıklar, dostluklar, ortaklıklar ve evlilikler hep bu yüzden biter. Kim bilir hayatımızda kaç kez, "Nasıl da tanıyamamışım!" demiş, kaç kez ince buz tabakasında aldanıp yürüdüğümüz gölün soğuk sularında bulmuşuzdur kendimizi.

Sevgili Dost,
Hayat, bilgi istediği gibi bedel de istiyor. Ekmeği tanıman yetmiyor, onu sofrana götürebilmek için bedel de ödüyorsun. (...)

Sen Sevgili Dost, elde ettiğin şeyler için nasıl bir bedel ödediğini düşünüyorsun? Ya elde edemediklerin için? Evet, bazen de bir bedel ödememize rağmen eli boş döneriz. Çünkü, ipeği pamuk, altını gümüş fiyatına almak isteriz. Bir de hiç bedel ödemeden elde ettiğimizi düşündüğümüz şeyler vardır. Halbuki zaman bu düşüncemizi doğrulamaz. zira bedelsiz alındığı düşünülen şeylerin bedeli daha ağırdır. 


Sevgili Dost,
Bir şehrin en güvenilir yeri, demek sence kütüphanelerdir. Çünkü kitaplar seslerini yükseltemezler. Bu yüzden kütüphanelerde derin bir sessizlik vardır. Sonra kitaplar tozlarını üzerimize üflemezler. Bu yüzden elbiselerimiz hep beyaz kalır, değil mi?

*****

Posta kutularının kullanılmadığı, her şeyin gerçeğin ötesinde yalnızca sanal ortamlarda çok sık paylaşılmaya başlandığı ama dışarıda soğuk, birbirine acımadan yaşayan insanların arttığı bir zamanda eski bir mızıka çocukluğun masumiyetini çağrıştırabilir. Eski fotoğraflar, kuş sesleri, istasyonlar, arkadaşlıklar, yolculuklar hepsi insanın bir parçası olmaya devam edebilir. Hayat, ısırıldıkça tadı alınmayan hormonlu bir elma gibi zamanla tat vermemeye çalışsa da, kaybolmaya yüz tutan insani yönümüzü daha çok ortaya çıkarmaya çalışan ve onu yeniden naif bir kalemle anımsatmak isteyen kitaplar yazılır daima. Posta Kutusundaki Mızıka öyle kitaplardan biri...

"Sevgili Dost" diye başlayan mektup şeklinde yazılan ve bu altmış bir adet mektubun kefaret ödemesi temennisiyle yazılan deneme türünde bir kitap. Yaşama dair, insanoğlunun karşılaşabileği her türlü duruma dair; kıssadan hisselerin, büyük yazar ve düşünürlerin nadide düşüncelerine yer vermiş, içten bir üslupla yazılan bu mektupların çoğu yerinde duruyor ve derin düşünüyorsunuz. 

Bu mektuplarda, gönderilmemiş mektupların burukluğunun yaydığı griden  ziyade manidar kesitlerin aydınlattığı beyaz bir yolda yürüyorsunuz...
Devamı >>

12 Mayıs 2016 Perşembe

Gizli Dünya/Room

- 20 yorum

Yönetmen: Leny Abrahamson
Oyuncular: Brie Larson, Jacob Tremblay, Joan Allen...
Tür: Dram, gerilim
Ülke: Kanada, İrlanda

-Farklı bir hikâye istiyorum!
-Hayır, elindeki hikâye bu!

Bir kitaptan uyarlanan Gizli Dünya değişik konusu ile oldukça anlamlı bir film.
Jack ve annesi küçük bir odada yaşamlarını sürdürmek zorundadırlar.
Bu küçük odada Jack'in tek arkadaşı televizyondur.
Dünya bu anne ve oğlun yaşadığı yer kadar mıdır yoksa daha büyük bir dünya var mıdır tepe penceresinin ötesinde?


Devamı >>

4 Mayıs 2016 Çarşamba

ağacım

- 34 yorum


kötü rüzgarlar birleşebilirler ağacım
gücü kuşanabilirler
bütün çiçeklerini savurup sarsarlar seni
sen bükme boynunu
silkelenmek iyidir, de
koparma yarından köklerini

kötülüğün sahte gücünü unut ağacım
üzülme çiçeklerin için
boş ver kimse sarılmasın gövdene

görmüyor musun
bahar muhtaç değil kimseye
söylüyor özgürce şarkısını
doğa büyük bir kitaptır ağacım
oku onu vakar duruşunla
Devamı >>
 
Copyright © 2010-2014. maviye iz süren - Konular · Yorumlar
Düzenleme: Ferhat Bayram