30 Haziran 2016 Perşembe

nazenin


Sevgili Mavi;

Bu mektubu sana bir gece vakti yazıyorum. Bilmediğim bir yolun gittikçe bulanıklaşan bir sokağında yürümeyi andırıyor yaşam. Tünediği bir köşeden her an karşıma çıkacak, tatsız sürprizlerini sunacak merhametsiz bir düşman gibi...

Yeşilin açmadığı, ak yağmurların yağmadığı bir yol bu. Üstelik yalnız da değilim Mavi. Yanımda nazenin bir çiçeği taşıyorum. Yollara hiç aşina olmayan, insanların binlerce yüzünü henüz bilmeyen ama yine de, ille de insan müptelası bir nazenin çiçeği. Kalben biliyorsun onu, seninle aynı dilden konuşuyor çünkü.

Öyle birden kafamı çeviriyorum ve her yana sis akıyor adeta. Yol daha da kararıyor… Sabah sanki yok, bir yitik. Seninle sevdiğimiz gün doğumları uzak. Seher kuşlarını dinleyip, sabahın tatlı serinliğinde dilekler tuttuğumuz, yapraklarda çiğ bulduğumuz zamanlar...  

Her yol denize çıkar diyen şarkılar çoktan geride kaldı. Gözlerim doluyor ve tutunamıyorum hiçbir yerinden hayata. Dünyaya davetsiz bir misafirim demişti ya Cioran, evet bir davetsiz misafir gibi hissediyorum kendimi. Bütün masallar iyi bitermiş, bütün filmlerde gerçek sevenler kavuşurmuş, bütün emek verenler hakkını alırmış bunların hepsi kocaman bir yalan. Koca bir adaletsizlik sahası yeryüzü. Oluş ve kayboluş, denklemi üzerine kurulu. Tanımsız bir işlemin çıplaklığındayım şimdilerde. 

Gece iniyor gözlerime, gece iniyor düşlerime. Uzaktan sesleri geliyor kaldırım yapan işçilerin. Bu saatte kaldırımları yapıyorlar. Görünmeyen bir yolun emniyetli sandığımız kaldırımlarını. Ah Mavi, güvenin kalmadığı bir yerde yaşamanın bedbaht mevsiminden savruluyor sözcükler bilmiyorlar. Kandırıyorlar onlar da hem kendilerini hem onları duyanları. Hiçbir şey olmamış gibi yaşamayı hatırlatıyorlar inatla. İliklerime kadar hissettiğim katran karası kedere rağmen nasıl bir şey olamamış gibi yaşarım hissetmiyorlar.

Yanımda yürüyen çiçeğe ve yetiştirdiğim tüm nazenin çiçeklere karşı suçluyum Mavi. Niye biliyor musun? Onlara gerçeği öğretemedim. Dışarıdaki zalim hayatta benliklerine vuran gerçeğin kan donduran halini doğru yazdıramadım hiçbir zaman.

Gecenin bu vaktinde; gürültünün, hunharca yıkımın içinde feryadımı duyan var biliyorum… Tüm nazenin çiçekler için, sesleniyorum ona durmadan sesim tükenene değin sesleneceğim de...

Yalnız bir iz sürücünün bozguna uğramış öyküsünü hiçbir zaman anlatmayacağım sana. Bir iz sürücünün çırpınan yüreğinin yıldızlı göklere erişen ışığını anlatacağım daima... 

Yüreğime, günlerime ve dünyaya yağ Mavi... 

14 yorum:

  1. SEnin yazı dilin nedense hep avrupa yazarları gibi geliyor bana..

    YanıtlaSil
  2. Sabah sabah yine çok güzel bir yazıyla karşılaştım sayende. Kalemine sağlık, huzur gibi geldi. :)

    YanıtlaSil
  3. GECEYİ SANA AYIRDIM
    BAYKUŞ BAKIŞLI ZAMANA İNAT.
    KUSURSUZ UÇURUMLAR BUL KENDİNE
    KARANLIK DÜŞLERE YAKIŞAN.
    BELKİ MAVİ BİR ŞAFAK BEKLER SENİ
    DÜŞERKEN O SONSUZLUĞA...
    (CLOUD)

    YanıtlaSil
  4. Kalbime, hislerime tercüman olmuş yazınız. Elinize sağlık :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. daha mutlu yazılarda uçmak dileğiyle :)

      Sil
  5. Okudukça okuyası geliyor insanın yüreğine sağlık mavi...

    YanıtlaSil
  6. Bir masaldan kopup gelmiş gibi...Nede güzel dökülmüş kelimeler kaleminden...

    YanıtlaSil
  7. Çok güzel canım kalemine sağlık .:)

    YanıtlaSil

 
Copyright © 2010-2014. maviye iz süren - Konular · Yorumlar
Düzenleme: Ferhat Bayram