30 Haziran 2016 Perşembe

Çerçi


Güneyden ağır çekimle gelen bir sam yeli. Sıcakları savururcasına dolaşıyor haylazca. Güftesi olmayan bir besteyi mırıldanıyor. Çıkınında tebessümünü gerilerde bırakmış anılar, matarasında yalnız suyu kalmış bir çerçi dolaşıyor sokakta. Küçük pikabını çekmiş gölge bir yere. Suyun bolluğuyla boy boy dizilmiş bir kavağın altına oturmuş. 

Kanal suyunun dört yana dağıldığı ufak bir köy burası. Ortada küçük bir köprü var. Köprünün sağ yamacından çocuklar koşuşuyor pikaba doğru. Ramazan olduğu için köyün bir tek bakkalı Hamdi Amca’nın yeri de kapalı. Çerçinin gelmesi onlar için büyük bir mutluluk kaynağı. Birinin elinde kırmızı bir poşette buğday, ötekinin küçük avuçlarında yumurtalar, diğerinde bir poşet salatalık.
-          -Hasan Amca bugün ne getirdin bize? diye sordu çocuklar.
-          -Bugün size dondurma getirdim, vişneli, limonlu, çikolatalı dondurma.

Çocuklar ellerindeki poşetleri bıraktılar pikabın sağ köşesine. Hasan Amca çocuklara külahta dondurma hazırlamaya koyuldu. Eskiden köylerde çerçilik çok meşhurmuş. Köylülerin getirdikleri ile çerçi yanında getirdiği tuhafiye eşyalarını takas edermiş. Unutulmaya yüz tutmuş bu işten bir kazancı yoktu Hasan Amca’nın. Lakin bir yangında evini, karısını, çocuklarını kaybedince değişik bir insan olmuştu. Zamanı ve mekanı bazen unutsa da çocuklara olan düşkünlüğü hep vardı, bedenen de çok düşmemişti. Yalnızlığında rüzgarın hikayelerini dinlemek gibi bir huyu vardı. Aborjinler gibi o da kendini doğanın bir parçası sayıyordu. Yaşadığı o zorlu durumdan sonra yerleşik düzeni sevemiyordu bir türlü. Pikabı ve kendisi geziyorlardı köy köy, diyar diyar. Kimi vakit gittiği yerlerde camilerde kalıyor ya da muhtarı biraz insaflıysa onların ayarladığı rahat bir yerde kalıyordu. Dondurmayı yiyen çocukların gözlerindeki sevinç izlemeye değerdi. Uzaktan bir grup çocuk daha geliyordu. Çocukların sesi yaşam belirtisi olmayan bu köye bir canlılık getirmişti. Diğer çocuk kafilesine de dondurmalarını verdi. Gün batımının renk cümbüşünde kahverengi savanını çimlere serip uzandı.

Köylüler gün batımında yemek telaşına koyulmuştu. Kimisi bahçesindeki odun ateşinde sebze yemeği pişiriyor, kimisi de mutfağında tarlalarında yetişen su kabağından yemekler yapıyordu. Genç kızlar ise ellerinde yatak, pike, çarşaf, yastık ne varsa ellerine almışlar dama çıkıyorlar. Damda ya da bahçede taht adını verdikleri yeri hazırlama telaşındalar. Önce uzun  minderleri sıralıyorlar, üstüne çarşaf seriyorlar, sonra da yastıkları diziyorlar. En sonunda da cibinliği tahtın dört köşesindeki çubuklar aracılığıyla kuruyorlar. Akşam olmadan bu hazırlığı bitirmeleri gerek çünkü sivrisinekler bu şekilde tahtın içine giremiyor ev ahalisi de böylelikle tahtın içinde temiz bir uyku çekiyor. Daha çok erkekler uyuyor dışarıda. Köy yerinde evler sık sık dizilmemesine rağmen kadınlar uyumuyor bu tahtta. Yadırganıyor bu durum ve yalnızca erkekler, çocuklar uyuyor. Tüm hazırlığı zamanında yapması gereken ise, yalnızca kadınlar. Bu köyde evli kız çocukları aileden kalan mirastan da hak alamıyor. Çünkü kız evlendiği için ele karıştı sayılıyor.

Bir çocuğun dürtmesiyle irkildi Çerçi Hasan Amca:
-          -Babam yemek hazır o da gelip bizimle yesin, diyor.
-          -Tamam Yunus, sen git ben gelirim, diyerek doğruldu yerinden.


Aslında uyumadı Hasan Amca köyü dinledi. Zamanın yavaşladığı her şeyden bihaber yaşayan bu küçük yerde insanların acımasız kurallarla sınırladığı yaşamları burada dost tuttuğu sam yelinin fısıldadığı hikayede dinledi yeniden. 

14 yorum:

  1. Mavinin şımarık geri dondu😆kaleminden operim💙

    YanıtlaSil
  2. Çok seviyorum öykülerini hayatın içinden sunulan kocaman bir demet gibi :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. elsacımm ben de senin yazılarına hayranım<3

      Sil
  3. Hayatın içinden ne güzel bir öykü. Gerçek öyküler. Bazı köylerde adı çerçi olmasa da o satıcılar hala var. Kadınlarla erkekler arasındaki yer paylaşımı da devam ediyor.Düşündürücü güzel bir öyküydü.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. teşekkür ederim değerli öğretmenim <3

      Sil
  4. yine, her zaman, daima
    nefis:)

    YanıtlaSil
  5. Kalemin sanki başka bir yerden geliyor. Okurken kayboluyor insan.Bir ara Hasan Amcayla köyü ben de dinledim sanki...:))))

    YanıtlaSil
  6. çerçi cibinlik gelenekler sam yeli. ne güzel olmuş. bence de böyle hayatları yazmalı. küçük insanların büyük hayatları.

    YanıtlaSil
  7. Ne güzel yazmışsin yüreğine sağlık ...

    YanıtlaSil

 
Copyright © 2010-2014. maviye iz süren - Konular · Yorumlar
Düzenleme: Ferhat Bayram