27 Şubat 2013 Çarşamba

Bir sınav telaşesi:)

- 10 yorum

Kanımdaki kahve ve yeşil çay oranı ölçülse çılgınca rakamlar çıkabilir.Zira nisandaki dil sınavına çalışabilmek için,erkenden gelen uykumu bastırmak için kupalarca durmadan kahve içiyorum.Bir yandan elimdeki kaynağı bitirmeye çalışıyor,bir yandan da  bir siteden yabancı dil sınavı soruları çözmeye çalışıyorum.Siteyi her açtığımda sınava 42 gün,41 gün,40 gün kaldı uyarılarını görünce psikolojideki uyarılmışlık halim ikiyle çarpılıyor.Ders çalışmaya uzak kalmışım ya bir görseniz halimi şekilden şekile giriyorum çalışırken.Relative pronouns,Adverbial Clauses,Indefinite Pronouns...Bitmiyor ya..Kafayı yiyicimm:))

Devamı >>

24 Şubat 2013 Pazar

Kesik Esintiler

- 22 yorum


Niye aldırsınlar

ki 

sana?

- pırıltılı dünya
varken;


aynalar 

kadehler

kahkaha :



senin tozlu düşlerin
ne-
niye ?

Ne ?

Oruç aruoba














Devamı >>

23 Şubat 2013 Cumartesi

Kitap Hırsızı

- 12 yorum


"Hiç Kimse Sıradan Değildir" kitabının yazarı Markus Zusak'ın okuduğum ilk kitabı.

Geçen gün bitirdim ama etkisinden hala kurtulamadığım hüzün kokulu bir roman.
Önümüzdeki günlerde kitap sinemaya uyarlanacakmış.Kitabı okurken zaten sadece okumuyor,olaylara sanki şahit oluyor,izliyorsunuz.

Gerçek ölüm meleğinin ağzından anlatılmakta olaylar.Ölüm meleği olayları yansıtırken hassas,duygusal,düşünceli.Tabii bu özellikleri onun görevini yapmayacağı anlamına gelmiyor.

Yıl 1939, Nazi Almanyası.Ölümün işi çok.Ölüm, kitap hırsızı Liesel Meminger’in yanına üç kez uğrar ama onu değil erkek kardeşini alır. Liesel, kardeşinin toprağa verildiği mezarlıkta, karlar arasında siyah kapağı üzerinde gümüş yazılar olan bir kitap bulur; Mezar Kazıcının El Kitabı. Henüz okuma yazmayı doğru dürüst beceremeyen kızın hayatını değiştirecek kitaplardan ilki.Sonra diğer kitaplar gelir ve oynadığı sözcükleri..

Liesel Meminger fakir olan annesi tarafından koruyucu bir aileye verilir.Himmel sokağında çok sevdiği babası Hans,kaba ama iyi yürekli annesi Rosa,her zaman beraber oynadığı Liesel'e aşık Rudy,sonradan evlerinin bodrumunda sakladıklar bir yahudi dövüşçü Max,Liesel'in hayatını oluşturan kahramanlardır.O sıralarda  II.Dünya savaşı başlamıştır ,Almanya'da hayat zordur ve her yerde yoksulluk,açlık,işkence ve ölüm kol gezmektedir.

Verdiği sözün arkasında duran bir adam senelerce evinde bir yahudiyi sakladı.Bir kız çocuğu teselliyi kelimelerde buldu,önce okuduklarında daha sonra yazdıklarında. Bir oğlan ancak öldükten sonra yaşarken en çok istediği şeye -sevdiği kızın öpücüğüne- kavuştu.Çok dokunaklı çok insancıl...

Bazı kitaplar vardır bir kere okumak yetmez,kitap hırsızı da onlardan birisi.

"İlk önce renkler. Daha sonra insanlar. İnsanlar genellikle bir günün renklerini sadece gün başlarken ve sona ererken fark ediyorlar, ama benim için günün her anı, her dakikası değişen, içiçe geçen yığınla farklı renk tonu içeriyor. Tek bir saat bile binlerce değişik renkten oluşabilir. Mumsu sarılar, bulutsu maviler. Kasvetli karanlıklar." 

"Çocuklar, çoğu zaman hantal sersemlikteki yetişkinlerden çok daha kurnaz olabiliyor." 


"Sözcüklerini avucunda biriktirip, iyice yoğurduktan sonra masanın üzerinden fırlatır gibi konuştu." 


"Hiçbir insanın benimki gibi bir yüreği yoktur. İnsan yüreği bir çizgidir, oysa benimki bir daire ve doğru anda, doğru yerde olabilmek gibi sonsuz bir yeteneğim var. Bunun sonucu olarak insanları hep en iyi ve en kötü anlarında yakalayabiliyorum. Onların hem çirkinliklerini hem de güzelliklerini görüyorum; aklıma takılıyor, ikisini birden nasıl barındırabiliyorlar? Yine de kıskandığım bir yanları var. İnsanlar hiç değilse ölecek kadar sağduyulular (Ölüm) "

                                                                                                               Kitaptan..

                                                       





Devamı >>

22 Şubat 2013 Cuma

Sen Daha Başından

- 16 yorum


Sen kollarıma asla gelmemiş sevgili,
sen yitirilmiş olan daha başından,
senin hangi şarkılar gider hoşuna
hiç öğrenemedim. 
Vazgeçtim ben seni
gelecek anın kabaran dalgaları içinde
tanımaya çabalamaktan. 
 İçimdeki
tüm uçsuz bucaksız imgeler – - çok uzaktaki
derinliğine hissedilen peyzaj,
şehirler, kuleler, köprüler ve patikaların tahmin-
edilmedik dönemeçleri
ve şu bir vakitler nabzı tanrıların hayatıyla atan
kudretli topraklar – -
tümü, beni her zaman atlatan seni
anlamlandırmak için içimden yükselirler.
Sen, sevgili, daima hasretle seyrettiğim
bahçelersin sen. 
Bir kır evinde açık bir pencere – -, ve sen daha yeni
atmışsın adımını dışarı, dalgın düşünceli
karşılamak için beni. Rast gele geçtiğim sokaklar, – -
sen onlarda az önce yürümüş ve gözden kaybolmuşsun.
Ve bazen, bir dükkanda, aynalar hala sersemlemiş
olurlardı senin orada bulunmuş olmandan, irkilmiş
geri verirlerdi benim çok ani hayalimi.
Kim bilir? belki de
aynı kuş yankılanıyordu içimizden ikimizin de
ayrı ayrı, dün akşam.

Rainer Maria Rilke
Çeviren : Osman TUĞLU
Devamı >>

20 Şubat 2013 Çarşamba

3.yaş anektodları

- 22 yorum

-Senin bu her şeyi aynı anda kontrol etme çabanı sevmiyorum,dedim.

Bu kelimelerimden bir şey anladın mı bilmiyorum kızım.

Evde her şeye yetişmeye çalışıyorsun ve yaptığımız aktivitelere doymuyorsun.Bu bazen çok yoruyor beni,yetemiyorum sana.

Mutfakta yemek yiyorsak masayı oturma odasına alalım orada yemek yiyelim diye gereksiz ısrarlara giriyorsun.Her dediğini yaptırma,kendini ispat etme modundasın sürekli.

Enerjin hiç bitmiyor,daima şurada ne yazıyor oku anne diyorsun.Evdeki oyuncak leptopundan sesleri tekrarlıyorsun.Adın nerede yazıyorsa ayırt ediyorsun.

Odanda bir yaramazlık yapmışsan önce yanımıza gelip "bana kızarsanız çok üzülüyorum" diyerek müthiş güzel ajitasyon yaparak kızmamızı önlüyorsun.

Öğretmeninin taklidini yapıyorsun ben de öğrencin Gülce Naz oluyorum.Okulumda öğretmen,evimde Naz'ın tek öğrencisi oluyorum.

Evcilik oynamayı,keke yumurta kırmayı,keki karıştırmayı,kurabiye hamuruna değişik şekiller vermeyi çok seviyorsun.

Makası düzgün kullanmayı öğrendin,her gün değişik şekiller kesip evi her gün minik kağıtlarla dolduruyorsun.

Her gün odandaki renkli balonlarla oynamayı seviyorsun bir de onları patlatmayı.

Tik tak saatine bak,masal okuma saati,diyip kendi uydurduğun masalları anlatıyorsun bana.

Sıkıldığımı gördüğünde baş parmağınla okey yapıyorsun ve benim de baş parmağımla tokuşturmaktan,burunlarımızı tokuşturmaktan çok büyük keyif alıyorsun.

Barbie tutkun hala devam ediyor,ezbere tekerlemeler,şarkılar söylüyorsun.En güzel de "Ellerim tombik tombik"şarkısını söylüyorsun.

Okuldan seni aldığımda"Anne kulağıma bana bir sürprizin olduğunu söyler misin?" deyince çok komik oluyorsun.

Akşam da masadan sürekli kalkıp dolaşa dolaşa yemek yemeye kalkışınca,ciddi bir şekilde "Gülcecim oturup adam gibi yemeğini yer misin?"dediğimde "hayır anne adam gibi değil kızlar gibi yiyicem"diyerek anneni kahkahaya boğdun.

Geçen gün büyüyünce pamuk prenses olacağını söyledin.

Evin her köşesine yayılan sevginin sıcaklığı beni kendime getiriyor,o sıcaklıkla dokunuyorum zorlu yaşama.
Bazen o zorlu yaşamın kıvrımlarında tahammülümün sınırlarında dolaştırmaya çalışsan da,sen benim evimin karanlıklarını silen minicik meleğisin.
Belki bir pamuk prenses olamıyacaksın bu hayatta ama pamuk gibi bir kalbinin büyümesi için elimden geleni yapacağım kızım.



Devamı >>

18 Şubat 2013 Pazartesi

yağmur

- 16 yorum


Usul usul yağmur çiselerken
masumiyetinin damlaları çiseliyor yüreğime
gün diyor pencereyi açıyorum
karşımda gün gibi ışıyorsun

Devamı >>
- 12 yorum


"adımda yılların sınırsız adımları.
niyetimde her gün aynı yer buluşmaları.
sürüyle beyaz gül, bi' bak bu kırmızı.
sesimde kırgınım... sesimle sargılı...
içimde korkutan... içimde toz duman...
ellerinde duran benim bu baldıran, iç...

sende var mıyım?
sende yok muyum?

deniz üzerinde dönüş yoluyum.
bildiğim her şeye seninle dokundum.
kendimce haklıyım... birlikte doğruyum...
yaşamın, sigaranın, yorganın altında...
kocamış sakalımın çocuk kokusunda...
mutluluğa hep yekün; ya mutsuzlukta?

ben sende var mıyım?
sende yok muyum?! "

Devamı >>

17 Şubat 2013 Pazar

- 17 yorum

"bazen rüzgarın saçımı dağıtmasına,
yağmurun yüzümü ıslatmasına,
birilerinin kalbimi kırmasına izin veririm sonra;
saçımı toplarım,
şemsiyemi açarım,
kalbimi kapatırım,
hepsi bu…"
                                             Can Yücel
Devamı >>

14 Şubat 2013 Perşembe

Kinyas ve Kayra

- 12 yorum


Yazarın okuduğum üçüncü kitabı.
Kitap "kinyas, kayra ve hayat", "kayra'nın yolu", "kinyas'ın yolu" şeklinde 3 bölümden oluşan,günlük yaşamı ve insan psikolojisini sarsan bir özelliğe sahip.
Aynı yola baş koyan iki arkadaşın öyküsü.Kitabın başında bu iki kişinin farklı karakter yansımaları dile getiriliyor burada biraz ağırlaştırabiliyor insanı,sonrasında olaylar akıcı bir hal alıyor.
Zihinsel ölümü düşleyen iki karakter refah içerisinde yaşarken hayatın anlamsızlığı üzerine bir yolculuğa çıkarlar,bu yolculuk Afrika,Güney Amerika ve Türkiye'de geçer.İşledikleri cinayetler,uyuşturucu satışı gibi yasadışı olaylarla dünyanın en kötü hallerine batıp çıkarlar ve bu olaylar silsilesinde ruh konuşmaları,derin hayat tespitleri yaparak sonlarını ararlar.
Bazı yerler gerçekten ürkütücü,şiddet eğilimli ve ruhunuzda çatlaklar oluşturabiliyor.Yazarın nihilizmin uç noktalarında yaşayan kahramanlarından hiç değilse birinin yaşama dair ulaştığı noktayı güzel bir yere bağlaması,bir nevi sorduğu sorulara iyi yanıtlar bulması hoşuma gitti.
Kitap,modern çağ insanının mutsuzluklarını göz önüne sererken bir yandan da aile bağları,kültürel kişilik,felsefe,özgürlük gibi konuları sıradışı kahramanlarının etrafında çok güzel detaylandırılmış.

"Sadece gördüklerin vardır.. Beş duyunun algıladığı kadar anlarsın aileni, sevgilini, çocuğunu.. Dolayısıyla herhangi bir şeyi, birini anladığına, ama gerçekten anladığına emin olmak, sarıldığında arkasında ellerini kavuşturabilecek kadar o şeyi ya da kimseyi anlamak olağanüstü bir durumdur.. Ve çok zaman isteyen, sözkonusu olağanüstü ilişki için, olağanüsü bir insan olmak gerekir..

 Varılabilecek son noktadır anlayabilmek.. En üst derecede bilgi gerektirir.. Kimbilir belki ben de anlarım kendimi, anlayabilirim varlığımı.. Ya da hepsinden vazgeçtim; belki bir gün ben de anlayabilirim suyu, ateşi, toprağı, havayı... Yanlış anlaşılmasın! Ders almak değildir anlamak.. Tecrübe asla! Kıyasla da varılmaz bu noktaya.. Ssadece anladığının farkında olmaktır gereken.. Kimbilir belki ben de derim bir gün "kinyas'ı ve kinyas hayatını anlayabilmekteyim..." Ancak sanmıyorum.. Ne o kadar sabrım var, ne de anlamaya merakım..
İçi ne kadar doldurulursa doldurulsun yine de hafiftir hayat, çünkü altı deliktir, delikse ölümdür.

aşklar, alkol, nikotin, ahlaki değerler, uyuşturucular... hepsi de birer pranga olabilir her an insanın ayağına. zevk veren prangalar. ortak özellikleri, varlıklarının verdikleri zevkin uzun bir süre sonra hissedilememesi, yokluklarının ise derhal kalpte bir ağrı yaratmasıdır. bağımlı insan atlı karıncaya binmiş gibidir. ne bir varış noktası, ne de bir ilerleme vardır hayatında. herkes ilk başladığı yerde, midesi kaldırana kadar döner durur... insanın kendiyle mücadelesi, bağımlılıklarını yok etmesiyle başlar.

en büyük hatam insanlardan cümlelerimi bitirmelerini beklemekti. hayatımın belli bir dönemine kadar hep böyle yaptım zaten. gözlerinin içine baktım beni bilsinler diye. kadınlardan bunu bekledim. birisi gelip, "evet, ben seni tanıyorum" desin diye bekledim.

Kinyas olsa şöyle söylerdi:"Ne Olursa Olsun Ölmeye Mecbursun!" Ve ben ona yanıt verirdim: "Ölmeye Hepimiz Mecburuz! Kolaysa Yaşamaya Mecbul Ol!" ... "
                                                                                     (Kitaptan)
Devamı >>

11 Şubat 2013 Pazartesi

Beni kendime getir Tiramisuuu:)

- 44 yorum
  
 İtalyanca'da Tira mi su "Beni yukarı çek"ya da "beni kendine getir" anlamına gelmekte.Bu akşam üzeri bu şarkı ile melankolinin dibine vurmuşken ablamın bu tarifini yazayım da kendime geleyim dedim.Siz de kendinize gelmek istediğinizde bu tarifi deneyin olur mu?

Malzemeler
·         2 Su bardağı süt
·         2 Yemek kaşığı un
·         3-4 yemek kaşığı şeker(Ağız tadına göre şeker miktarı arttırılabilir)
·         1 yumurta sarısı

Islatmak için:
·         Nescafe
·         1tane hazır pasta keki
·         1 paket labne peynir
·         Kakao
·        Damla çikolata

Yapılışı

İyice çırpılan süt,un,şeker,yumurta sarısı pişirilir..Soğuyunca labne peynir eklenip bir daha çırpılır.
Hazır pasta keki yarım su bardağı süt ve nescafe ile ıslatılır.Arasına pişirilen sos ve damla çikolata serpilir.Pasta kekinin diğer parçası da eklenir ve kalan sos dışına da sürülür,üzerine kakao elenip buzdolabında dinlendirilir.Afiyet olsun...
Devamı >>

10 Şubat 2013 Pazar

Tatil Güncesi

- 12 yorum

Sevgili arkadaşlarım tatil sonrası sizlere kavuşmuş olmanın mutluluğunu yaşıyorum.Beni merak eden soran arkadaşlarıma çok teşekkür ediyorum,tatil nedeni ile biraz uzak kaldım.
Ara tatilin başlangıcında misafirlerimiz vardı onlarla beraber memlekete gittik.Tatilin son haftasında ablamda tatil için izin aldı ve bütün aile erkek kardeşim dışında bir aradaydık.Erkek kardeşimin üniversitesi olimpiyatlardan dolayı erken açıldığı için o erken gitmek zorunda kaldı.
Gülce kuzenleri Ahmet ve Fatih'in,teyzelerinin bütün ailenin yoğun ilgisi karşısında her zamanki gibi çok mutluydu.Gittiğimiz ilk gün Gülce "anneciğim buraya geldiğimiz için çok mutlu oldum"dedi.Kuzenleri ile bol bol yaramazlık yaptı.Arzu teyzesinin güzel hediyeleri dedesinin her akşam getirdiği sürprizler onu çok sevindirdi.
Ablam öğrendiği yeni tarifleri annemlerde de yaptı,önceki postlarda tariflerden bir kaçını paylaşmıştım zaten.Kız kardeşim ile kısa kısa yürüyüşler yaptık.Ayrı kaldığımız zamanların acısını birlikte bir şeyler yaparak geçirmek hepimizi mutlu etti.Elimden düşürmediğim Kinyas ve Kayra'da tatilin en çok konuşulan kitap adı oldu.
Bu kadar güzel pasta,börek ve kekleri yiyip ardından kız kardeşimle ablam Leslie ile evin içinde yürüyorlardı.Ben de elimde kitabım onların kaç mil yürüdüklerine şahit oluyordum.Bir gün de değişiklik olsun diye Ebru hocamın platesini yapalım dedim,ablam ve kız kardeşim zorlanınca yok biz plates almayalım,Leslie ile yürüyüş daha kolay diyerek beni yalnız bıraktılar.
Leslie ile yürüyüş dışarıda yürüyüşe üşenenler için evde yapılacak ideal bir yürüyüş,düzenli yaptığınızda kilo veriyorsunuz,sizler de yapmak isterseniz burada da paylaşıyorum.

Herkese güzel bir hafta dilerim..
Devamı >>

5 Şubat 2013 Salı

Mısır gevrekli Kurabiye

- 33 yorum



   Sevgili arkadaşlarım,internetim sınırlı olduğu için sizleri çok fazla ziyaret edemiyorum ve yazılarınızı özlüyorum.Bugün de tatil tariflerine devam ediyoruz.Denenmiş tarifimiz nefis bir kurabiye,çocuklarınız çok sevecek:)

MALZEMELER

* 2küçük paket (400 gram)mısır nişastası
*Yarım paket yumuşak margarin
*Yarım su bardağı şeker
*3 yumurta

ÜZERİ İÇİN:

*Nutella
*Sade mısır gevreği

YAPILIŞI:

Margarin ve şeker karıştırılır.Yumurta eklenir,ardından mısır nişastası eklenir.Elde yuvarlanıp kandil simidi şekli verilir.180 derecelik fırında pişirilir.Nutella benmari usulü eritilir,kurabiyeler nutellaya sonra mısır gevreğine batırılır.
Devamı >>

4 Şubat 2013 Pazartesi

Liman Kırıntıları

- 14 yorum
Bahamalı martılar beni çağırdı
bir ikinci bahar gecesi.
Yalan söyledim
yırtık blucinli tayfalara
Seni sevmediğimi söyledim.
Oysa rıhtımlar
en şarkılı dalgalarla yıkanıyordu
Midye kabuklarında sakladım gözyaşlarımı;
Hastaydım
kırık kötümser bir öksürük yapışmıştı boğazıma
Seni unutmak gerekiyordu...

Bahamalı martılar beni çağırdı
bir ikinci bahar gecesi.
İskele fenerlerinin altında oturup
seni bekledim sevgilim
Ellerim ıslaktı, gözlerim ıslaktı.
Gelip caydırabilirdin beni gitmekten
Oturup sigara içer, anlaşabilirdik...
Sana tapacağım yalan değildi
benim olursan
Seni seviyordum, seni istiyordum...
Bahamalı martılar beni çağırdı
bir ikinci bahar gecesi.
Filler gibi içtim liman meyhanelerinde;
seni unutmak için içtim...
Senin sokağında geceler yıldızsızdı
senin sokağında gece yağmur yağıyordu
Ben zayıftım, çabuk ıslanıyordum
Bana sevmek yaramıyordu,
ben sevilemiyordum...
Bahamalı martılar beni çağırdı
bir ikinci bahar gecesi.
Sana bırakacağım bu kentin
üç semtinde üç damla gözyaşı döktüm
Birincisi seni ilk gördüğüm yerdi
ikincisi seni ilk öptüğüm yerdi
Üçüncüsü... söylemeye dilim varmıyor,
üçüncüsü bana git dediğin yerdi
İşte bu mısraları orda karalıyorum;
işte demir aldı şilebimiz
Gidiyor, gidiyor, gidiyorum...

                                                                                                     Edgar Allan Poe
Devamı >>

2 Şubat 2013 Cumartesi

Tatil Yemekleri

- 14 yorum
Tatilde bir araya geldiğimiz  ablamın annemlerde yaptığı lezzetli speciallerinden haşhaşlı çörek ve fırında sebze sotenin tarifini veriyorum.Resimler biraz aceleye geldi ama tarifler gerçekten güzel.Mutlaka deneyin:)

HAŞHAŞLI ÇÖREK
·         2 Su bardağı ılık süt
·         Yarım çay bardağı sıvı yağ
·         2 tatlı kaşığı şeker
·         1 tatlı kaşığı tuz
·         Yarım paket instant maya
·         4-5 su bardağı un
·         Yarım paket haşhaş ezmesi
YAPILIŞI;
Bu malzemeler iyice yoğrulup yumuşak bir hamur elde edilir ve bir kenarda üzeri ıslak bezle örtülüp yarım saat mayalanmaya bırakılır.
Haşhaş ezmesi,bir yemek kaşığı sıvı yağ ve 2 çorba kaşığı şeker ile karıştırılır.
Hamurdan el yağlanarak bezeler alınır,açılır arasına bolca haşhaş ezmesi sürülür,rulo yapılır ve bıçakla kesilip tepsiye dizilir.180 derecelik fırında pişirilir.

FIRINDA SEBZE SOTE
·         2 Dilim bal kabağı
·         2 Ayva
·         2 Kırmızı biber
·         2 Sarı biber
·         Yarım kg arpacık soğan
·         Yarım çay bardağı zeytin yağı
·         Tuz,karabiber

YAPILIŞI;
Tüm sebzeler, iri iri doğranır tuz karabiber zeytin yağı eklenir.180 derecelik fırında kızarana kadar pişirilir.Et ve tavuk yemeklerinin yanında garnitür olarak da yapılabilir.
Yapanlara Afiyet Olsun! (Tarif yazmak ne zormuş yahu:)
Devamı >>

Sabah sabah,Kinyas ve Kayra okurken

- 4 yorum
“Sabah uyandığımda okyanus beni yıkadı.Benim adım Steve McQueen.Bütün bildiklerimi kusarak hayatta kalıyorum.David Bowie’yi rüyamda gördüm.Sabah bir gözüm yoktu.Şiir yazdım.Tam üç tane.Birini rendeleyip makarna sosuna kattım.Diğerini yakıp küllerini  kum saatine koydum.Biraz zaman kazandım böylece.Sonuncusunu ise şimdi yazdım.işte geliyor:
Sözlerimin sonunu duymadığın zaman
Cümlelerimin sonunu duymadığın zaman.
Değiştiriyorum son kelimelerini
Değiştiriyorum sonumu…
Kendimi ölümsüz olarak görüyorum.Mekan ve zamandan kapalı yıllar oluyor.Bir kıza aşık olmuştum.Onu görmek için altı saat yol almam gerekiyordu.Bir sabah treni kaçırdım.Aşık olmaktan vazgeçtim.Kendinden vazgeçmenin ne olduğunu asıl ben bilirim.Benim adım Kaygusuz Abdal.
Kendimi defalarca buldum defalarca kaybettim.Gerçek adımı hatırlamıyorum.Kimliğimi bir çocuğa sattım.Çirkinleşmek için çok uğraştım.İsteyene ruhumu kiraladım.Vücudumdaki dikiş sayısını artık bilmiyorum.Hayatımı diktiler.Oysa yırtmak için çok uğraşmıştım…Hayat bitmedi piyano çaldım,sattım.Benim adım Deacn Moriarty.”
                                                                         H.Günday

Devamı >>

Düşsavar

- 2 yorum
Ne sanmıştın?

Bu yol bildiğin bir yola ya da bildiğin bir adrese mi çıkar sanmıştın.Söylesene,haykırsana bana acı gerçekleri hayatın en acınası halinden türettiğin kızarmış kelimelerinle yanında da buğusu tüten bir çay eşliğinde bir kahvaltı hazırlasana.
Ne olur bana gerçekleri ağır ağır söyle,öyle pat diye söyleme.

Otursana,tamam kahvaltıyı sonra hazırla.
İnsanı çılgına döndüren duygulardan dem vursana.Duygular,insanı yoldan çıkaran şarkılar,bir de yalan,düzmece yaşamları anlatan yazarlar,kitaplar,şiirler hepsi birleşince insanın hislerini kaynar bir kazanda pişirirler.Sen de o kazanın içinde gerçekleri göremez olursun sonra buharlaşırsın ve gerçeğe çarptığında bir daha sen olursun ama bu sefer ki sen bambaşkadır yani kaynama öncesi ve kaynama sonrası farklılaşan bir madde gibidir.
Sana duyguları anlatan ben aslında onlardan yakasını savuramayan bir melankoliğin ta kendisiyim.Sense hayatın acıtan yanından kendini savurmayı bilen,onun gülen yüzünden tutmayı becerebilen usta bir komedyenin ta kendisi.Odayı çınlatan kahkahan ve gülünce kaybolan gözlerin bir de unuttuğun sözlerin vardı.Şimdi bunları hatırlatmak gibi bir derdim yok.Sadece beni yapayalnız bıraktığın bir kararın sonrasında yanlışlara batan bir hayattan bahsedeceğim sana.
Verdiğimiz bir karar vardı.Senin aile meclisine çıkınca unuttuğun o karar sonrasında beni bir uçurumun dibine bıraktığın taze bir gün vardı.Ertesinde aceleyle verilmiş başka bir karar sonrası yalana batan bir yaşam.
Mutfak halısına dağılan nar taneleri gibi hayatımın her anına dağılmış mutsuzluğum vardı.
İşte seninle başlayan birbirine bağlı mutsuzluklar sarmalı…İşte senin payının olmadığı her daim kırıklıkları batan acılarım.
Ben,bu yolu da bilmiyordum bu yolun nereye çıkacağını da…Ben,aynı yola çıktığın insanın seni tüm hayatına mal olacak incitecek yansımalarda baş başa bırakacağını da bilmiyordum.
Ben,karlı bir kış gününde küçük bir gölette sabahı birlikte gülen gözlerle karşılamak gibi berrak sanmıştım hayatı.Güzel bir hikaye güzel başlarsa güzel sonla biter sanmıştım.Ben birlikte baş ederiz sanmıştım ben sanmıştım,kanmıştım,yanmıştım.
Tüm suçlu bendim ve tarihim asla beni affetmedi.

Devamı >>

1 Şubat 2013 Cuma

Geçmiş Zaman Kapsülü

- 8 yorum
Her şey annemin sarıp sarmalanmış üzerinde “11.01.2010’da açılacak” notlu bir paketi uzatması ile başladı. Annem ev taşınırken sandığın en dibinde bu paketi bulduğunu ve adım yazılı olduğu için pakete dokunmadığını söyledi. Merakla aldım paketi ,elimle yokladım,anımsamaya çalıştım,paket o kadar çok sarmalanmıştı ki,koşar adımlarla bir makas bulup bantları keserek işimi kolaylaştırdım.
Paketin içinden küçük  beyaz kağıda sarmalanmış bir pena, kağıda çizilmiş gülen bir yelken ve altına düşülmüş bir not vardı:”Bugün düşlerin ressamı ile konuştum.Bugün onunla bahar şenliklerinde gerçekleştirmek istediğimiz konser hakkında konuştuk.Bugün ben dünyanın en mutlu insanıyım…”
Üniversiteye Murat’ı getirmek için ne kadar uğraşmıştı anımsadı,konser gününü ve onun verdiği penayı anımsadı.Penaya dokundu o küçücük pena üzerinde büyücek bir geçmişe daldı.
Küçük bir pakette mavi boncuklu bir bileklik bir de eski bir kaset vardı.Kaseti dinlemek için babasının şark köşesinde sakladığı dedesinden kalma teybi getirdi.Kaseti dinlemeye başladı.Kasetin ilk radyo programından sevgilisi tarafından kayıt yapılan ön yüzünde kendi sesini dinledi.O kadar coşkulu o kadar yaşamaşk  doluydu ki…Gözleri bulutlandı kasetin arka yüzünde eski sevgilisinin hafif bir vals fonunda okuduğu şiirleri dinledi.Defalarca bu kaseti dinlediği geceler aklına geldi.Sonra en yakın en deli arkadaşı Delal ile şiirle konuştukları yazıları okudu.O zamanlar fakültenin bahçesinde ayakları yalın ayak gezen ve meditasyon yapan,yağmur yağdığında geçip bahçenin ortasında deli gibi dönen iki çılgın arkadaş bizden başkası değildi.
Çıkardığımız derginin kenarı yakılmış sayfasındaki şiirim ne kadar maviydi ve ne kadar umut kokuyordu.O zaman sanki bütün bir umuttum,bütün bir maviydim şimdi ise sadece onu arayan bir hale dönüşmüştüm.
Sonra o derginin arkasına şöyle yazmışım:
“En yükseklerde uçurabileceğin uçurtmalar hayallerindir!....”
“Onun ayakkabılarını giyip bir kilometre yol  gitmeden hiç kimseyi yargılama!”
“Sevmek fiilinden sonra yeryüzündeki en güzel fiil yardım etmektir!...”
“Zaman,sürüklerken seni başka duraklara sen yine sen olarak kalmayı başardınsa o zaman oldun demektir…”
Aldığım kağıttan çocuk gözlerim bana bakıyordu orada o kirlenmiş,o unutulmaya yüz tutmuş ütopyada…
Ütopyaydı düşüncelerimiz,o dergide anlattıklarımız,aradıklarımız,hesaba katılmamış hayatın bize ansızın hazırladığı sürprizler…
Her şeyi değiştirebileceğini düşündüğün bir bilinç,damarlarında akan deli kanın gözü karalığı sonra bir duvarda sadece bir tuğla olduğunun ayrımına varman ve bir tek tuğla ile hiçbir şeyi değiştiremeyeceğinin farkındalığı…
Zamanının nankör ruhunda kıyafetlerimizi akışa göre değiştiren birer meczuptuk biz.Geçmiş kapsülünden geleceği mavi öteleyen ancak en ufak bir kaybedişte rutin hayatlara teslim olmuş,onun bize taktığı en küçük çelmede düşmüş,kalkamamış  ve daha büyük yara alanlara,kaybedişlere sadece ağlayan başka bir şey yapamayan serüvenci öykünmeleriydik,başarısız figüranlardık.

"Düne ait her şey bugünü anlatır,özleyişlerim bundandır..
Gözlerimi kapatıp mavileri ağırlasam değişir mi hayat bilmemm?
Değişir mi hayat bilmem!..."  m.y.y.
Devamı >>
 
Copyright © 2010-2014. maviye iz süren - Konular · Yorumlar
Düzenleme: Ferhat Bayram