29 Eylül 2012 Cumartesi

Onlara

- 16 yorum


   Yarım kalmış hikayeleri vardı.Hiç bir zaman sonunu getiremediği,getirse de hep bir şeylerin noksan kaldığını düşündüğü,ayrıntılar gizli hikayeleri...

   Depresif,anormal adamları dinleyip hayatı şekillendiriyordu penceresinde.Onlara rağmen,bilincinin kollarına deli gömleği giydirmezdi,özgürce şekiller,çizgiler ondan ayrı dört nala uçuşarak karanlık bir noktada buluşurdu.Atölyesinde nöbetleri,feryatları kalırdı.Bir seferinde duvarını boyadığı neon rengi tutup,kopkoyu ebruliye çeviren ondan başkası değildi.
Sevgiye saygılıydı ancak sevgili diye belledikleri saygıyı terminolojik olarak algılamaktan öteye gidemiyorlardı.Yaşamdaki iyi,kutsal saydığı her şeyi tek tek örmeye çalışırken,habersizce başında çoraplar örülüyordu.Ne yazık ki ölümlülerin oyunlarına zemin hazırlayan naif bir yapısı vardı.Ödünç aldığı her şeyi geri verirdi muhakkak.Kalbine dayatmazdı emanet sevgileri...
Kainatın muhteşem yaratıcısının bazı insanlara cömert,bazı insanlara ne kadar kıt yollar çizdiğini ayrımsamak ürpertiyordu içini.İnsanlara biçilmiş görevler,biçilmiş roller vermişti.Ancak çoğu mutluluğu arayan,çoğu elindekini göremeyen insancıklar haline dönüşmüşlerdi.Estetik olmaya çalışırken kişisellikten çıkamayan,öykünen,yavan hayatlar yaşamaktan bir adım öteye gidemeyen,tükenmiş,yorulmuş insan kervanları vardı.Bu kervanlara bakarken yalnızlıkla örterdi ruhunu.İki zaman arasında,bir tutam düş ısmarlardı kendine,yanına da olmazsa olmazı  kahve.Uyuşturmazdı bedenini morfinli ilişkilerle.Semptom baş gösterdiği anda ıraklaşırdı.
Kırmızı ruj,siyah göz kalemi en sevdiklerindendi.Büyülü gözleri vardı,insanları etkilerdi,çok güzel bakardı.
Hayatta belirlediği hedefe koşmaktan başka bir şey öğretmedi benliğine.Hedefi vardı,donanımı vardı,şansı yoktu...Bu bir yazgı,bu bir sınavdı..
Sınavların iyi kötü bir sonucu olurdu,bir de sonuçlanamayan zorlu sınavlar vardı.Onları görürdü,onlara üzülürdü,onları çizerdi.Dışarıdan bakıldığında ankastre ocaklarında sıcak yemekler pişirip,dünyadaki olayları kapı ardında bırakmış,egolarını büyüten,mutlu gibi gözüken ama özünde gürültünün merkezi haline gelen dünyalıların gri evlerinden korkardı.Sabaha kadar ışığı açık bırakıp uyurdu,korkardı karanlıktan.
Okur,yazar durmadan çizerdi.Okuduklarını,izlediklerini küçük şirin etiketli defterlerine yazardı,kritik yapardı.Uykuluğunun içinde akreple yelkovanın anlaşılmayan savaşını hiçe sayarak,uyaklı düşler biriktirirdi ve onları uğur böcekli kutusunda saklardı.Bazen boyarken o dünyayı,acıdan,göz yaşından o boyaların kabuk kabuk olduğunu görürdü.Tıpkı duvardaki boyaların nemden kabuklanıp kalkması gibi.Bunu hissettiğinde farklı bir renkle boyuyordu o dünyayı ve o sıra hep o renk ağırlıklı giyiniyordu.Her şeyin bir lisanı vardı,her lahzanın,her rengin,her bakışın...
Bir sabah uyandığında o kurak şehirde,ansızın güneşin kendi yönünden doğduğunu düşündü.Bir zarf ,her şeyin şeklini değiştirdi,yalpalamadan durmaya çalıştı,dik tuttu başını.Şaşırdı,dili tutuldu.Kendisine uzanan bir fırsat,hayatının çehresini değiştirdi.
Hazırlandı titizlikle,kahverengi evin bütün kapılarını,pencerelerini kapattı.Büyük bir bavula eşyalarını doldurdu.Kırmızı rujunu,siyah göz kalemini ustalıkla,bir çırpıda sürdü.Topuklu ayakkabılarını giydi,not,mektup bırakmadı.Törenli vedaları oldum olası sevmezdi zaten.Öyle,anahtarını almadan çekti kapıyı.Pasaportu,kimliği her şeyi tamdı,bir taksi çağırıp hava alanına doğru yollandı,o dar sokağın tortullaşmış anılarınca...
O,küçükken kırmızı rugan ayakkabıları ile koşan,saçları bukle bukle,annemin ısrarla elini sıkı  tut dediği kişiydi.
O,hep elini tuttuğum ama ona çizilen yolu tutamadığım,o yola hiç bir sokak açamadığım kişiydi.



Devamı >>

24 Eylül 2012 Pazartesi

Kendini Şımartma

- 16 yorum

Yaz bitti!
Geçen sabah dışarı çıktığımda hava o kadar berraktı ve hafif bir yel dokunuyordu ki tenime üşüyorum diyecektim neredeyse.Ertesi akşam şalımı üzerime alarak balkonda kahve keyfi yaparken,orada arkadaşlarımla geçirdiğim anları anımsayarak yaz nostaljisi bile yaptım hafızamda.

Bazen hayatın maratonunda kendimizi tükenmiş ve enerjisiz hissedebiliriz.Böyle zamanlarda bütün soğukkanlılığımızı toplayıp,kendimizi şımartma yollarını arayabiliriz değil mi?

1.Yüzünüze doğal maskeler yaparak onun nefes almasını sağlayabilirsiniz.Bunlar doğal maskeler  arada yaparım ben de.Hatta birkaç örnek de verebilirim:
Kil maskesi:kil,yoğurt,bal,saf zeytin yağı karışımını yüzünüze sürüp 10 dakika sonra yıkayabilirsiniz.Maya maskesi:yaş maya,ılık su ile krem kıvamına getirilip yüze sürülür,ardından bir ballı sabunla yıkanır.Laf aramızda Mısırlı kadınlar güzelliklerini bu yaş mayaya borçlularmış ama kokusuna katlanıcaksınız mecbur:)

2.Ayaklarınız için,küçük bir leğene ılık su,bir tatlı kaşığı karbonatı karıştırıp 10 dakika bekletin bu karışımda.Sonra ayaklarınızı kurulayıp 15 dakika bir duvara,bir kanepeye yani yüksek bir yere dikin,o şekilde muhtemelen uyuyacaksınız ve bu uyku en kaliteli uykularınızdan biri olacaktır,emin olabilirsiniz.

3.Bir çocukla oynamak onunla vakit geçirmek,biz buna çılgınlar gibi kudurmaca diyoruz.Çocukların penceresinden dünyaya bakmak,oyun oynamak her şeyi unutturabiliyor çoğu zaman.Bunun yanında çikolata,hafif bir tatlı,bu cheesecake,tiramusu v.s.olabilir bu tatlı şeyler size enerji depolamak da birebirdir.

4.Güzel bir müzik açın,bu klasik müzik,ney sesi gibi özellikle sözsüz müzikler olsun ki ruhunuzu dinlendirsin.Bir ney sesini açtığınızda evdeki aura tamamen değişecektir.

5.Hidro masajlı küvetiniz yoksa normal küvetinizi lavanta köpüğüyle doldurup bedeninizi dinlendirin,mumları da yakın olur mu?Bunlar yoksa da güzel bir duş bütün yorguluğu silip süpürür.

6.Dişlerinizi beyazlatın,karbonatla dişlerinizi arada fırçalarsanız farkı görürsünüz.

7.Çiçekleri koklayın güzel kokularla duyularınızı harekete geçirin,gözünüzün önünde hep güzel,şirin nesneler bulundurun.

8.Piknik yapın ya da piknik yapmayı sevenler grubundan değilseniz,açık hava,temiz,oksijeni bol bir alanda ayaklarınızı toprağa basın,meditasyon yapın:)Öğrenciyken çok yapardık bunu.Ya da kısa mesafeli bir yürüyüş insanın kafasını dağıtır.

9.Doğru nefes egzersizleri ile aynada kendinizi önemli,sevgi dolu hissettirecek sözler sarfedin.

10.Saçlarınıza da saf zeytin yağı ile masaj yapıp öyle yıkamayı deneyin.

Bu yazdıklarım hayatımda kendime uyguladığım şımartma yöntemleri.Arada kendinizi şımartmanın kimseye zararı olmaz.
Devamı >>

23 Eylül 2012 Pazar

Bir Kelimeee

- 8 yorum
  
   Bitmez sanırsın her şey,süresiz,uzun...Öyle yaşarsın ya da öyle dünyanın sınırlarını bilmeden,boylu boyunca,sere serpe yaşayacağını sanırsın.Oysa herşeyin biçilmiş bir süresi vardır.
İpekböceği kendi kozasını kendi örer ve her tırtıl kendine koza denilen bir ev yapar,iki hafta sonra çıkar,harika bir kelebek olur.Bizim gibi takvim yapraklarından günleri saymaz,anları yaşar.Hesap yoktur onların hayatında,aynı şekilde köyde yaşayanlar da yaşlarını dahi bilmezler,uğraştıkları işten güçten oturup kendilerinin seceresini tutacak zamanları yoktur.O yüzdendir ki uzun yaşarlar,kendilerini çok dinlemezler.
   Feryat,figanla uyandı bütün apartman dün.Komşumuz hastaydı ve dün onu kaybettik.Çatkapı gelip herşeyini bütün doğallığıyla  paylaşan Nahide abla yok artık.En son hastayken Gülce'ye sarılıp ona dua etmesini istemişti,Gülce'ye küçük kalpli bir yastık hediye etmişti.
Bugün Gülce'ye ilk defa ölümü açıklamaya çalışırken afalladım.Canlılar doğarlar,büyürler,yaşarlar ve ölürler dedim,dikkatini hemen başka yöne çekerek.Oysa ne kadar kolay söylemiştim,peki o kadar kolay mıydı biz insan denilen kompleks kavram için.Kolay değildi ama öyle olmalıydı...
Düz bir mantıkla,hiçbir şeyi sahiplenmeden,ruhumuzu bir kavanoza hapsetmeden algılamalıydık yaşamı.Anları fütursuzca yaşamalı,içimizde bitmek tükenmek bilmeyen enerjiyi doğru yerlerde kullanmayı öğretmeliydik kendimize.
  Doğru kullandığımız enerjinin er ya da geç bize farklı yüzlerle döneceğini tasavvur etmeli,semptom baş gösteren yolculuklardan sıyırmalıydık herşeyimizi.
Bir kağıda büyük bir kare,bu kareye yatay on çizgi,dikey on çizgi çizerseniz yüz kare elde edersiniz.Bu karelerin bütünü hayattır,siz doldurduğunuz karelerle hayatı değerlendirirsiniz.Oysa doldurulmamış kareleriniz var,onları hayatta yaşamadığınız güzelliklerle doldurmalı ve tepeye çıkıp,kuş bakışı ile değerlendirmeli her yaşanmışlığı.
Her şeye inat hayat devam ediyor ve hiç bir ertelemeyi kabul etmiyor.
Kalkıp kahvemi yapıp,hazırlanayım,sınavda görevliyim.Hayat bekletmeye gelmez:)
İyi pazarlar......
Devamı >>

19 Eylül 2012 Çarşamba

32 aylık Gülce Replikleri,

- 13 yorum



-Anne baksana bu etkinlikten yapalım,çok eğlenceli,
(Dergide gördüğü her aktiviteyi yapma girişimleri oluyor,sonunda çocuğu aktivite manyağı yaptım,ders verdiğim öğrencim öyle diyordu:))
-Beni sinir ediyosun anne,
(İstediği birşeyi yapmasına izin vermediğim zamanlardaki Gülce halleri)
-Uyku moduna girmek istemiyorum anne,
(Uyumak istemeyen Gülce hali)
-Çok sesini açmışsın rahatsız oluyorum anne,
(Ergen ruhlu annesinin bağırık şarkılarına isyan eden Gülce halleri)
-Ayşe hadi büyük annene gidelim,büyük annesi baksanaaa
(En sevmediğim hali beni büyük anne yapıyor yaaa:)))
-Doktor kızımı muayene eder misin,iğne yazar mısın?
(Doktorculuk favori oyunlarından)
-Anne elbisemi,eteğimi giydir bale yapıcam,
(Sanırsın her gün özel bale dersine gidiyor,çok seviyor dansı,müziği)
-Bak anne senin gibi dans ediyorum,
(Dansına bizi ortak etme durumları)
-Anne indilizce öğret bana,
(İngilizce şarkı,alfabeyi aç demek istiyor)
-Canım anneciğim seni çok özledim,
(Favori cümlem)
Devamı >>

18 Eylül 2012 Salı

Teyzesinden Gülce'ye..

- 2 yorum



"Defterimizin her sayfasına farklı yüzlerimizi çiz küçük kız..
Yaptığımız yapıştırmalar gibi minik ellerini,
yüzümden ayırma...
Kenetlensin elin yüzüme...
Zeytin gözlerinle umut aşıladın bana en ağlamaklı halimde
kahkalarla güldürdün  Gülce Nazımız...."
                                                                     Gamzece

"Ağlayış gözlerdedir... cennetim dillerdedirBeni biriktiren ömrün... bağlılığımın gücündendir"

Devamı >>

16 Eylül 2012 Pazar

Transformal Nefes

- 4 yorum
  
     Geçen gün okuduğum bir sağlık dergisinde transformal nefes tekniği ile karşılaştım.Bu teknik insanların hayatlarında değişim ve dönüşüm sağlayan kişisel gelişim tekniğiymiş.
     Yaşam mucizesini mümkün kılan sadece nefestir.Nefes ile alınan oksijen hücrelerimizin en önemli besinidir.Doğduğumuz andan itibaren olumsuz olaylarda hep nefesimizi tutuyoruz.Nefesle birlikte o olumsuz duyguyu ve olumsuzlukları vücudumuzda hapsediyoruz ve bunlar solunum sistemimizde blokajlar oluşturup oralara nefesin yayılmamasına neden olup,hastalıklara davet ediyormuş.Herkesin nefes alış şekli parmak izi gibi farklı olup,en doğru nefes diyafram nefesiymiş.
    Transformal nefes,bilinçaltımızda ve hücrelerde kayıtlı negatif kodları ve bilgileri temizliyormuş.Bunu uygulama şekline gelince:Kişi meditatif bir müzik eşliğinde derin ve uzun bir şekilde nefes alıp,kısa ve derinden nefesi veriyor."Ben değerliyim,nefes almak güvenli"gibi sözcüklerle belli zaman dilimlerinde bunu yaparak vücudunda kalıcı ve köklü değişiklikler meydana gelmesine ortam sağlıyormuş.Bazı kentlerde bunun eğitimi verilip seanslar şeklinde bireylere bu teknik uygulanıyormuş.
     Bizim için son derece önemli olan nefesi doğru alıp,bedenimize ve ruhumuza güzel mesajlar gönderip her türlü olumsuz blokajları yıkıp,hayata güzel enerji yaymak dileğiyle...İyi pazarlar..
                                                                                                       
                                                                                                    
   
Devamı >>

13 Eylül 2012 Perşembe

Gariban Soframız:)

- 12 yorum

   Dün gece bir yandan  ev taşıma hazırlıklarına start verdik,bir yandan da yorulduktan sonra kuzenimle birbirimizi ağırladık.O,güzel yemekleri yaptı,ben de sofrayı kurdum,Gülce'de bize yardım etti.Fasıl eşliğinde,"Tahir'le Zühre Meselesi"ni okuyarak güzel gecemizi -Gülşenciğim olmadan- bir kahve ile taçlandırdık.Bu soframızdaki lezzet ve muhabbeti kırk yıl hatırlayacağımızı ümit ederek:))
Sevgiyle...
Devamı >>

11 Eylül 2012 Salı

Temiz Hava

- 4 yorum

         Otururken bile ayaklarımı yere basmadığımı ve olmayan göbeğimden rahatsız olarak oturduğumu fark ettim.Geç uyuyup erken uyanıp,dört saatlik uykuyla  en sevdiklerinden birine verdiğin sözü tutmuş olmanın dayanılmaz hafifliğini yaşamak daha mutlu kılıyordu öteki benimi.Öteki benim yani herkesi memnun,mutlu kılmak isteyen benim,asi yanım,başka hayatların başka kahramanlarını düşleyen,çıkarımlarda bulunduğunu sanan girift yanım,Promises'i belki yüz defa dinleyip uçmasına ramak kalan yanım...
         Bugünlerde kapıyı açtığımda iyi haberler bırakılmıyor kapıma.Hayır diyorum sıkmayacağım kendimi.Soruyorum postacıya iyi haber yok mu diyorum,yüzüme bakıp "Yok abla keşke olsa da getirsem" diyor,imzalıyorum kağıtları çıkıp gidiyor.Sanki vaktim gelmiş,bu evde atılacaklar arasındayım.Neyse ki güzel gülüşler var çevremde.Kalkıp bana söylemeden mutfağa girip beni düşünen birileri var...Sarılıyorum onlara...
Sonra sarsıyorum kendimi,hep almayı bekleyenlerden uzaklaştırarak benliğimi,onların sancılarından,sanrılarından  uzaklaşarak sarsıyorum...Bütün birikmişleri atıyorum çöpe,sadeleştiriyorum evi,eşyaları yerli yerine koyup,kalbimdeki taşların yerlerini değiştirerek sağlam basıyorum yere.Sandalyede otururken,hayata karışırken,kaybettiklerimden kazandıklarıma varırken,yara kabuklarımı kaldırdıktan sonra daha sağlam basıyorum yere...Pencereyi açıyorum temiz hava girmeli odaya,beynime,ruhuma...Açık bırak pencereleri açık bırak..
Devamı >>

9 Eylül 2012 Pazar

Eşler Arası İletişim Analizi

- 4 yorum

Örnek Olay:

      "Sabah uyanır uyanmaz Aynur Hanım çok sevdiği porselen demlikte bir tutam nane,bir ince dilim limon eşliğinde yeşil çayını demledi.Bugün onun detoks günüydü.Çocukların dolap detoksu,kendi elbise dolabının  ve eşinin dolabının detoksu vardı.Çocukların dolabından başladı.Her şeye onlarla başlardı zaten.Küçülenleri bir poşete koydu,yaz mevsimi kıyafetlerini çıkardı,çocukların eksikliklerinin listesini yaptı.Çocukların dolabını bitirince biraz rahatladı.
     Mutfağa geçip buzdolabında bulduğu bütün yeşillikleri düdüklü tencereye koyup  yeşil çorba yaptı kendine.Kızlara da tavuk çıkarıp nugget yaptı yanına da patates kızarttı.Kızlar nuggetı çok seviyordu.
Sonra kendi dolabının detoksu için kolları sıvazladı.Çok giyip eskittiği,hiç giymeden öylece dolapta duran elbiseleri ayırdı.Kapıya sürekli gelen birileri oluyordu,onlara veririm diye geçirdi içinden.Dolabı da kendi de hafifledi ohhh...
    Yeşil çorbasını içti,kızlarda afiyetle yediler yemeklerini.Aşağıya inip sitenin parkında oynamaya başladılar.Sonra Aynur Hanım eşinin dolabına geçti.Orayı da kafasına göre düzenledi,sonra kendi bakıp ayıracaklarını ayırır düşüncesiyle çok da karıştırmadı.
Yukarı kattaki komşu tak tak tavandan vurmaya başladı.Bu hadi gel kahve içelim demekti.Üstüne başına çekidüzen verip yukarı çıktı hem evde kalsa bişeyler yiyebilirdi oysa yememesi gerekiyordu,hemen yukarı çıktı.
Devamı >>

4 Eylül 2012 Salı

32.Ay Profili

- 2 yorum

    32.Aya girmiş bebekler artık her duyguyu anlar kıvama gelmişlerdir.Her yaptığı davranışta bir beklenti içine girerler.Banyodan çıktıktan sonra "Sıhhatler olsun de anne" gibi ayrıntıları hatırlatmaktan hoşlanırlar.Her duruma muhalefet davranışlar sergilemeleri olasıdır.
    Farklı rollere girmeyi,karşısındakinin kendi belirlediği rollere girmesini çok isterler."Bana anne de" ya da "anne ben bebek oldum" diyerek bebekçe konuşmaca,bebeklerine yemek yedirmece,ona masal okumaca,telefonda konuşmaca,evcilik oynamaca,hamurlarından yemekler yapıp yedirmeye çalışmaca bu ay kız bebeklerinde görülecek özelliklerdendir.
    Kendi kendine uyutmaya bıraktığınızda yanınızda su,süt,masada hazırlanmış bir tabak yemek sizin şartellerinizin atmasını engelleyebilir.Şöyle ki bu tipler uyumamak için "acıktım anne","çişim geldi anne","susadım anne","bir tane daha kitap oku anne","bana süt hazırlar mısın anne?"mazeretlerini uydurmaktan hiç bıkmazlar.
     Çizgi film kahramanlarının anneleri gibi "hayır tatlım odanı toplayıp öyle oynamalısın havuzunda" söylemlerini çok zor dikkate alırlar.Onlarda "anne önce havuzda oynayayım sonra odamı toplarım"diyerek anneyi uyutma sinyallerini verirler.
      Peki bu durumdaki bebeklerin hem gelişimlerini ilerletme hem de yorulmalarını sağlama adına neler yapabilirsiniz?Öncelikle değişik sticker alıp yapıştırmaca,dezenfekte edilmiş bir lavaboda az açılmış su ile sabunla oynamaca,havuzunda  oyuncaklarına bıcı bıcı yaptırmaca,çiçekleri sulatma,oyuncak bıçak ile meyve dilimletme,toprakla oynamaca,şarkılar eşliğinde dans izletme,hayali oyunlarla zıplatmaca,toz aldırma,boncuktan kolye yapma,gömlekleri ilikletme gibi montessorik faaliyetleri çeşitlendirebilirsiniz.
      Herşeyden önemlisi her duruma güzel tepkiler veren mutlu anne modeli çizmeye çalışın.Çünkü en yakınındakileri model alıp aynı tepkiyi veriyor bu kuzucuklar...
Devamı >>

Aynı Gülüş

- 2 yorum


                          "Çünkü sen, sen benim sevmemin başlangıcısın olsa olsa..."(E.C.)

"Sen hep güzelsin, benimse içtiğim
                                                         her bir damla yaralarıma vurmuş..."
Devamı >>

2 Eylül 2012 Pazar

Bugün Günlerden Şiir

- 2 yorum

Yerçekimli Karanfil

Biliyor musun az az yaşıyorsun içimde
Oysaki seninle güzel olmak var
Örneğin rakı içiyoruz, içimize bir karanfil düşüyor gibi
Bir ağaç işliyor tıkır tıkır yanımızda
Midemdi aklımdı şu kadarcık kalıyor.
Sen karanfile eğilimlisin, alıp sana veriyorum işte
Sen de bir başkasına veriyorsun daha güzel
O başkası yok mu bir yanındakine veriyor
Derken karanfil elden ele.
Görüyorsun ya bir sevdayı büyütüyoruz seninle
Sana değiniyorum, sana ısınıyorum, bu o değil
Bak nasıl, beyaza keser gibisine yedi renk
Birleşiyoruz sessizce.
                                   Edip CANSEVER
Devamı >>

1 Eylül 2012 Cumartesi

Eylül

- 6 yorum
   
   Kış hazırlıkları,eylülün başlangıcı,göçmen kuşların vedası ve güzün doğuşu...Sarıya ve kahverengiye dönüşümü tabiatın...Sıcağa fazlası ile doyduk,özledik rüzgarları,yağmurları...
Gülce Naz ile evde kendimize oluşturduğumuz düzen güzeldi.Sevdiklerimizi ziyaret ediyor gelen dostları bırakmıyor gece yarılarına kadar muhabbetler ediyor,geçmişe gülüyorduk.
Pazartesi okul başlıyor,yeni kreş dönemi,adaptasyon süreci...Dilerim zorlanmadan atlatır Nazımız bu süreci...
      Her eylül benim için yeni kararlar alma ayıdır.Zira her geçen yıl insanın öğretmenliğine birçok şey katıyor.Tecrübe gerçekten önemli öğretmenlikte.Bu anlamda insanın eksilerini görmesi ve yaptığı hataları yinelememesi gerekiyor.Bu yıl bir üniversite daha okuyacağım,ileride müfettişlikte önümü açabilecek bir bölüm olacak bu.Enerjimi kendim için faydalı yollarda kullanacağım.Kendimi anne çocuk kitaplarını okumaktan biraz uzaklaştırdım,rahat bıraktım annelik misyonumu.
Kokulu çimenlere uzanmış rahat  bir benlik,indirgenmiş beklentiler,anı yaşayan güzel bir perspektif bakışımda..Çetin bir kışa hazır düşsel dünyam...Dingin,olgun ve mesut...Hoşgeldin eylül...

Devamı >>
 
Copyright © 2010-2014. maviye iz süren - Konular · Yorumlar
Düzenleme: Ferhat Bayram