11 Temmuz 2017 Salı

Beyaz Gemi - Cengiz Aytmatov

- 6 yorum


Doğru demişler: "Kendisini saydırmasını bilmeyeni saymazlar".

Sen ona iyilik edersin, o sana kötülük. Utanmak, arlanmak da bilmiyorlar. Sanki kural bu imiş. Hep kendilerini haklı görürler. Herkes onlara kul-köle olsun. Kul-köle olmazsan zorla yaptırırlar bunu.

Belki birbirine gördükleri düşleri anlatır çiçekler!

"Çocuk kalbinin, çocuk ruhunun bağdaşamadığı her şeyi reddettin. İşte beni teselli eden de budur. Bir şimşek gibi yaşadın sen. Bir defa çaktın ve söndün. Şimşeği çaktıran göktür. Ve gök ebedîdir.İşte budur beni teselli eden. Bir başka tesellim daha var:


İnsandaki çocuk vicdanı, tohumdaki öz gibidir. Ve o öz olmadan tohum filizlenmez, gelişmez. Yeryüzünde bizi neler beklerse beklesin, insanoğlu doğdukça ve öldükçe, insanoğlu yaşadıkça, hak ve doğruluk denen şey de var olacaktır."
Devamı >>

9 Temmuz 2017 Pazar

Üzümlü Kek - Aşkım Kapışmak

- 7 yorum

"Ben her şeyi karıştırıp bambaşka bir şey yapabilmeye aşığım. Tek başına hiçbir işe yaramayan malzemeleri düşünün, oysa çoğunu bir araya getirdiğinizde bir işe yarıyorlar, ki bence bu mucizenin ta kendisi."

"İnsan sürekli mutlu olur mu deme; çünkü sürekli mutsuz olabiliyorsanız, bunun tersi de mümkün olmalı..."


"İnsanları birbirine en sağlam şekilde acılar bağlar. Acıyı birlikte göğüslerken vicdan, merhamet ve güven daha sağlam işlenir, çünkü insanlar sonrasında ne kadar zorlanırlarsa zorlansınlar vicdan ve merhamet tüm problemleri çözer. Sevgi, içinde merhamet ve vicdan yoksa öksüz kalır."


Aşkım Kapışmak, kişisel gelişim ve iletişim üzerine eğitim almış medyada da sık sık karşımıza çıkan meşhur isimlerden biri.

Okuduğum ilk kitabı oldu Üzümlü Kek.

Üzümlü Kek de, Enes adında otizm hastası genç bir adamın dünyasından bakıyoruz her şeye. Otizmi yakından tanıyoruz. Enes'in en büyük tutkusu, üzümlü kek yapmak. Duymuşsunuzdur belki, bu hastaların çok farklı yetenekleri olabiliyor.

Aşkım Kapışmak, Enes'in aleminden, hissiyatından yürütüyor okuyucusunu ve çok etkili yaşam dersleri vermeyi de ihmal etmiyor.


Devamı >>

29 Mayıs 2017 Pazartesi

Yabani Manolyalar - Ahmet Altan

- 12 yorum

"Bazen geçmişte, bazen gelecekte  kaybolmak istiyorum.
 Hayatı, son bir beş dakika gibi, her bir dakikanın kıymetini bilerek yaşamak istediğimizde, saklamaya çalıştığımız, bastırdığımız bütün duygular ayaklanır. “Geniş zamanlarda” gizli yerlere kapatılmaya razı olsalar da, duygular bu kadar “dar ve kıymetli” bir zamanda yaşanmak, hissedilmek isterler. Hayatı o son beş dakika gibi yaşadığımızda, hayatın “son beş dakika” olduğuna karar verdiğimizde anlarız aslında kiminle olmak istediğimizi. Gerçek duygularımız, gerçek isteklerimiz, gerçek özlemlerimiz, gerçek ihtiraslarımız ortaya çıkar.
 O son beş dakikada kendinize ihanet edemezsiniz çünkü.
 Kendinize yalan söyleyemezsiniz orada.
 Ama hayatı son beş dakika gibi yaşayamazsınız.
 Bunu biliyorum.
 Ama ya öyle yaşasaydınız?"

Yabani Manolyalar, Ahmet Altan'ın 2017 yılının ilk ayında Everest Yayınları'ndan çıkardığı bir deneme kitabı.
Bu denemeler şiirsel bir dille yazılmış, betimlemelerle süslenmiş ve gerçek hayata dönük örneklerle zenginleştirilmiş.
Kadın erkek ilişkileri, mutluluk, mutsuzluk, ölüm, yalnızlık, politika, aşk, aldatılmak, aldanış gibi konulara değiniyor.

Kitabın bölüm başlıkları şunlar:

Huzursuz Ruhlar;Sonsuz Beş Dakika;Tehlikeli İlişkiler;Ihlamur Ağaçları ve Öfke;Aynadaki Yüz;Yabani Manolyalar;Erkek Aldatıldığını Anladığında;Sana Benzemeyeni Seveceksin;Mutsuzluk Nehrinde;Bir Dahi, Bir Çılgın ve Çocuklar;Sıradan Pencereler;Sessiz Bir İstasyonda;Onları Dinleme, Yapabilirsin;Sevişmekten Bile Daha Zevkli;Seni Görmeden Öleceğim;Ey Düşmanlar;Birlikte Mahvolmak İsteyeceğiniz Biri;Ölümün Kapısından Geçenler;Esrarengiz Vaatler;Seks Ve Politika,Peki, O Ne? Kızıl Bir Sisin İçinde;Sol Yanaktaki Ben;Aşk, Seks Ve Merak;Şahane Bir Hayat;Karlı Bir Gecede Unutuş;Öldüğünü Herkes Biliyor, Bir Ben Bilmiyorum
Devamı >>

11 Mayıs 2017 Perşembe

Sakız Sardunya - Elif Şafak

- 9 yorum


"Önce sen kendini sevmelisin. Sen kendinle barışık olursan arkadaşların çoğalır. 

Unutma kitapseverler her yerde. Zengin-fakir, köylü-şehirli, kadın-erkek, genç-yaşlı fark etmez. Onları hemen tanırsın. Biraz içine kapanıktırlar. Hayal güçleri çok geniştir. Etraflarındaki insanlar onları her zaman anlayamaz. O yüzden biraz yalnızdırlar. En güzel hikayeleri onlar anlatır.

Bakan göze göre her şey değişmekte. Kimine dev görünen, ötekine cüce.

Gerçek dostluk böyle olmazdı. İnsan sırf başkalarına ayak uydurmak için arkadaşıyla alay etmemeliydi."Yalandan dostum olacağına kendi kendime oynarım daha iyi" diyordu sakız sardunya. Yalnızdı. Bazen ona öyle geliyordu ki yeryüzünde tek başınaydı."
******

İsmini sevmeyen Sakız Sardunya, İstanbul'un kendi halinde bir mahallesinde yaşamaktadır.
Hemen hemen her çocuk gibi çok meraklı, çok soru soran, sınıftaki arkadaşlarının ismiyle dalga geçmesine içerlenen bir kız.
Bir gün okulun kütüphanesinde kitapların arasında ışıldayan bir küre görür. 
Bu küreyi herkesten gizler ve apansız yeni, farklı arkadaşları olur.
Masallar, efsaneler ülkesi Efhima nerelerdedir?
Düşünce okuyan periler, limonata satan ejderhalar ve çocukların hayal gücünü destekleyecek nice olay...
Masalsı havanın oluşturulmaya çalışıldığı bir Elif Şafak kitabı olan Sakız Sardunya, büyüklere küçüklerin naif dünyasını hatırlatırcasına yazılmış...
Devamı >>

9 Mayıs 2017 Salı

an

- 10 yorum

an
zaman
hani üflesen uçuverir
bir kara hindiba çiçeğinin
yaprakları gibi
uzaklara gider
kimsenin bilmediği
o uzaklara

gün yine açar
deniz yine dalgalanır
birileri ölür
birileri doğar
hayaller azalır
mavi ürker

yeleleri rüzgara aşık
beyaz atlar koşar
akşam pembeye çalar
güvercinler yuva arar kendine

ıslak bir şiir kurur
karmaşık notalar kalır
ay kaybolur

an
zaman
yeniden başlar
büyük saatler yankılanır
kentin en kuytu köşelerinde
defterler yeniden açılır
yazmak için
bir pişmanlığın derin acısını
unutmak için


Devamı >>

30 Nisan 2017 Pazar

13 saat+1 ömür, Hasan SARAÇ

- 4 yorum

13 saat+1 ömür interaktif bir roman projesi kapsamında, okur yorumlarıyla şekillenen ortak bir roman.

Bir sabah uyanıyorsunuz, kim olduğunuzu bilmiyorsunuz.
Bir otel odasındasınız ve her şeye yabancısınız.
Evli misiniz, bekar mısınız, aşık mısınız yoksa terk edilmiş biçare bir halde misiniz?
Hatırlamaya çalışıyorsunuz ama nafile...
Hiç bir iz, hiç bir delil sizi, size anımsatmıyor.
Okuduğunuz kitaplar, izlediğiniz filmler, kişisel eşyalarınız yerli yerinde ama gerisi karanlık.
Sahi siz bu durumda olsaydınız ne yapardınız?

Kitap, İtalya'da hafızasını yitiren Erol Adoni'nin tüm hayatıyla yüzleşiyor.
Adoni'nin kayıp ruhunun izlerine, dünyaca ünlü bir psikiyatırın kılavuzluğunda çıkıyor.
Devamı >>
 
Copyright © 2010-2014. maviye iz süren - Konular · Yorumlar
Düzenleme: Ferhat Bayram